Burak'ın Tanıklığı

Burak’ın Tanıklığı

Çocukluğumdan beri İslam ile iç içe büyüdüm. Babam seküler, annem muhafazakar, ablamın biri muhafazakar diğeri sekülerdi. Ama annem dini bize dayatmazdı. Kuran’ı Arapça’da olsa tamamen olmasa da sanırım yarısına kadar okumuştum çocukken. Cuma namazlarına giderdim fakat benim için İslam, sanki bir kültür gibiydi. Özellikle çocukken cinlerden çok korkardım, büyük bir inanç içerisindeydim. Ama buna rağmen günah işlerdim; hırsızlık, kavga, insanların arkasından konuşma gibi. Zamanla inancım değişti, liseye başladım.

Lise benim için çok farklı bir yerdi. Sene 2014, Türkiye’nin durumu iyi, bir gün garsonluk yapsak bir hafta istediğimizi yiyip içebiliyorduk (bu ekonomik durumu özledim 😃). İzmir’de olmamın da etkisiyle, arkadaşlarımın hepsinin seküler olduğunu fark ettim. Aramızda bir ateist bile vardı. Eskiden ibadetlerime çok bağlıydım; cuma namazları, teravihler… Ama liseden sonra bunların hepsini bıraktım, sadece inanç kaldı. Yine de gönülden bir Rabb’in var olduğuna ve Muhammed’in onun elçisi olduğuna inanıyordum. Hristiyanlık veya Yahudilik gibi dinler aklımdan geçmemiş, bir kez bile araştırmamıştım. O zamanlar ateist olan arkadaşımı dine döndürmeye çalışırdım.

Zaman geçtikçe İslam’dan ve Tanrı’dan uzaklaşmaya başladım. Artık korkmadıkça dua etmiyor, besmele çekmiyordum. 2013 yılında, bir oyun oynarken ateist biriyle karşılaşmış ve onu hak din olarak gördüğüm İslam’a döndürmeye çalışmıştım, fakat başaramamıştım. O kişi bana “büyüyünce anlarsın” demişti. Bir gün annem ve babam büyük bir kavga ettiler, onları ayırmaya çalışırken babamla bıçak bıçağa geldim. Babam üzerime yürümüştü, o gece annemi alıp yeni bir hayata başladım.

2021 yılında annemle ayrı bir eve taşındık ve hali hazırda olan işimle birlikte bu evde yaşamaya başladım. Annem muhafazakar olsa da ben içten içe ateist olmuştum. Evrim Ağacı’nın izlemediğim videosu kalmamış, evrim, Big Bang gibi konuları kafama depolamıştım. Soran olursa “şükür Müslümanım” diyordum ama içimden “bu neden namaz kılıyor, bu neden bunu yapıyor” diye düşünüyordum. Yıllar bu şekilde geçti, tek bir dua etmeden, dua edene içimden saçmalık diyerek. Ancak, hiçbir dine saygısızlık etmedim. İnançlı birine neden inandığını sormadım veya Tanrı’ya küfretmedim. Annem bana saygıyı öyle bir aşılamıştı ki, bugün ateist olsam bile en kötü anımda bile isyan edeceğim son şey inançlar olurdu.

Zamanla İslam’a karşı düşmanlık beslemeye başladım. Çok fazla İslam hakkında araştırmalar yaptım. Ortadoğu’nun vahşeti, kadınların eşitsizliği, Kur’an’da sürekli fetihlerin yazması gibi şeyler beni korkutmuştu. Ancak oturup Yeni Ahit’i okumak aklıma gelmiyordu. Çünkü üç kadının etrafında büyüyen, nezaketi öğrenen bir erkektim. Kimisi sırf kibar olduğum için bana “gay” damgası bile vurmuştu. İslam’da kadınlara yapılan büyük eşitsizlik beni çok üzüyordu. Bu durum lise yıllarında başlamıştı fakat fark etmemiştim.

Kendimi ruhen ateist olarak kabul ettim. Arkadaşlarıma “deistim işte ya kanka, anlarsın ya” diyordum. Çünkü Tanrısız olmak benim için utanç vericiydi, bunu kabullenemezdim. Fakat artık günah diye bir şey yoktu. İlk başlarda “iyilik yapmak için bir Tanrı’ya ihtiyacım yok” diyordum. Herkesin günahı kendine büyüktür tabi. İyilik de yaptım yeri geldiğinde fakat günah işlediğimde pişman bile olamıyordum. Bence insanlığın kaçırdığı en büyük nokta bu: İyiliği herkes yapabiliyor ama günahları için pişman olmak sadece Rabb’e inananlarda oluyor.

Bir gün kedim beni tırmaladığı için onu dövdüm ve hiçbir şey hissetmedim. Yeri geldi anneme bağırdım, yine hiçbir şey hissetmedim. Ablamı üzdüm, hem de çok kötü şekilde. Her şey zaten kötüye gidiyordu, son iki ayda ise işler çığırından çıktı çünkü annemle birlikte kalıyordum. Anlaşamıyorduk; o bağırdıkça ben daha çok bağırıyordum. Hakaretler, küfürler havada uçuştu. İnançsızlığın zirvesindeydim, çünkü benim için birini öldürsem bile beni yargılayacak hiçbir şey yoktu, istediğimi yapabilirdim. İster bir köpeği besleyebilir, istersem onu öldürebilirdim. Kalbim mühürlenmişti, artık hiçbir şeyden korkmuyordum.

Sonunda hayatım boyunca yapmadığım bir şeyi yaptım; anneme inandığı İslam’ı yargılayarak, resmen ateist olduğumu ilan ettim. En azından ona deist, kendime ateist dedim. Bağırdım ve İslam’da kadının yerinden bahsettim (buralarda gayet doğru konuştum bu arada). Bu süreçte çok şaşırtıcı olacak ama Diamond Tema’nın Hristiyanlık tarihi videosunu izlemiştim. O videoda bahsedilen, kadın peygamberler, İsa’nın havarileri, Yahudilerin Eski Ahit’te yaptıkları ve Yeni Ahit ile düzeltilen şeyler beni derinden etkiledi. Barışçıl ol, düşmanına nazik davran gibi savaşların olmadığı Yeni Ahit ile ilgili bir videoydu. İsa’nın yaşamı beni çok etkilemişti. O gün yavaş da olsa Hristiyanlığa ısındım. Agnostik bir arkadaşım sayesinde Hristiyanlıkla tanışmak şaşırtıcı tabii ki ama olan olmuştu.

Annemle aram hala bozukken, yine garip gelebilir ama bu yolu Rabb’in benim için seçtiğini düşünüyorum. Yaklaşık 1.5 hafta önce “Young Sheldon” adlı ateist bir çocuğun hikayesini anlatan bir dizi izlemeye başladım. Burada Protestan bir annenin ateist çocuğu ile olan hikayesi anlatılıyordu. Hristiyanlık, bu dizi sayesinde beni daha çok içine çekti ve iyice araştırmaya başladım. Bir gün istemsizce anneme, çevreme yaptıklarım, geçmiş günahlarım aklıma geldi ve ağlamaya başladım. Ama istemsizce, yaklaşık 2-3 dakika hıçkıra hıçkıra ağladım. Çünkü pislik bir insana dönüşmüştüm.

Yavaşça inanmaya başladım, Rabbim İsa Mesih gibi nazik olmayı tekrar öğretti. Anneme, sırtımda taşıyacak kadar saygı duymaya başladım. Tek bir kelime etmeden, her dediğine baş salladım. Ona hep bakmaya başladım ve dualar etmeye başladım. Daha sonrasında Hristiyanlığı biraz olsun araştırmak adına, Katoliklerin ağırlıkta olduğu bir Discord grubuna katıldım. Oradaki insanların bana nazik yaklaşımı, kiliselerin Instagram sayfalarındaki yaklaşımları ile dine daha çok bağlandım. Nasipse yarın ilk ibadetime gideceğim. Kendimi bu din ile iç içe gördüğümden beri kendimden bile af diliyorum. Dün kedime birkaç kez vurdum ama ardından hemen af diledim. Annemle aram aşırı iyi hale geldi, artık birilerinin arkasından konuşmamak için elimden geleni yapıyorum. Kısaca, günah işlememem için artık büyük bir sebebim var çünkü Rabbim her şeyi önceden gördü ve buna göre bana her şeyi gösterdi, tattırdı. İnançsızlık çok zormuş, en çok bunu anladım. Şimdi ise son 1 haftadır çok mutluyum, umarım böyle devam eder. Rabbim bana iman gücü versin.